Reklam
Çorum Mercek Haber

İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına…

Ebru Özken

Ebru Özken

Herkes eleştiriye açık, taa ki eleştiri kendisine yapılana kadar. Sizin de vardır etrafınızda böyle insanlar. Birini eleştirirken acımasızca, kelimelerini seçmeden gümrüksüz konuşanlar, kendilerine yapılan en ufak eleştiriye tahammül etmezler.

Eleştiri kelimesinin Türk Dil Kurumu (TDK) anlamı: “Bir insanı, bir eseri, bir konuyu, doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inleme işi”dir.

Yani sadece yanlış, eksik, olumsuz yanlar için değil, doğru, olumlu yanlar da eleştirilebilir ve bu eleştiriler olumsuzluk içermek zorunda değildir.

Nedense büyük bir kitle “eleştiri” kelimesini olumsuz şeyler olarak algılıyor ve eleştiride bulunurken tüm negatif düşüncelerini ortaya koyuyor. Tabiri caizse “çılgınlar gibi eleştiriyorlar”.

Tabi yapılan eleştiriler, bir durumu, konuşmayı yapan kişiyi seven ve sevmeyenlere göre olumlu veya olumsuz bir hal alıyor. A kişisinin sergilediği bir davranışı kendisini seven, destekleyen birisi hata, eksik, doğru, yanlış diye ayırt etmeden olumlu olarak görüş beyan ederken, yine aynı kişinin davranışı üzerine kendisinden haz etmeyen başka birisi doğru yanları gözetmeksizin sert bir dille eleştiriyor.

“İki dinle, bir söyle..” diye bir söz söylemiş atalarımız. Allah insanlara dinlemesi için iki kulak, konuşması/söylemesi için bir dil vermiş. Dinlemek, söylemekten daha önde gelir. Karşımızdaki insanı ne dediğini anlamak için dinlemeliyiz. Sussun da sıra bana gelsin, yeriyim diye değil. Bir kişiyi karalamadan, kötülemeden veyahut nahoş sözler söylemeden önce herkes önce iğneyi kendine batırsın sonra çuvaldızı karşısındaki kişiye (başkasına).

Bu atasözünün de anlamını sizinle paylaşayım: “Hoşlanılmayan bir davranışın en küçüğünü, başkalarından önce kendimizde deneyip etkiyi görmeli, ondan sonra bunun daha büyüğünü başkalarına uygulamanın ne denli uygun olup olmayacağına karar vermeliyiz.” Anlamını paylaştım çünkü gördüğüm kadarıyla bu atasözü de toplumda anlamının dışında daha olumsuz, empati içermeyen bir söz olarak algılanıyor.

Konuyu özetle toparlayacak olursam; insanları dinleyin, cevap vermek için değil, ne dediğini anlamak için dinleyin. Dinlediğinizi anladıktan sonra cevap vermeniz gerekiyorsa cevap verin, düşüncenizi dile getirin. Sırf cevap vermiş olmak için cevap vermeyin. Bu ne size, ne karşınızdaki kişiye fayda getirmeyeceği gibi zarar verir. Eleştiri de sadece olumsuzluk içermez; bir konunun, konuşmanın, davranışın olumlu veya olumsuz incelenmesidir.

Siz yine de olumsuz eleştiri yapacaksanız da kelimelerinizi seçerek, dilinizi yumuşatarak sözlerinizi ifade edin. Çünkü dilin açtığı yara kapanmaz. Beden her yükü kaldırır amma yürek her sözü kaldıramaz.

Sevgiyle kalın…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
“Aşk Olsun…” - 9 Haziran 2020
Hayatı ertelemeyin! - 24 Ocak 2020
SIFIR KİLOMETRE - 26 Haziran 2019
GELİŞEMİYORUZ… - 15 Şubat 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. sema dedi ki:

    tuzda tavuk harikaydı bebeğimmm :))

BİR YORUM YAZ